BURCU ÖZLEM DAĞ

Sosyal Uyum Birimi

Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans Mezunu olan Burcu Özlem Dağ, akademik çalışmalarına İstanbul Üniversitesi Sosyal Politika ve Sosyal Hizmetler yüksek lisans programıyla devam etmektedir. 2017 yılından bu yana Mülteciler Derneği’nde Psikolojik Danışman olarak mülteci öğrencilerin okullaştırılması, psiko-sosyal yönden desteklenmesi ve okula uyumlarının arttırılması yönünde faaliyetlerini yürütmektedir. Ayrıca gerçekleştirmekte olduğu sosyal uyum faaliyetleri ile mülteci ve yerel halktan topluluklara toplumsal uyum yönünde farkındalıklarını arttıracak atölye ve eğitimler düzenlemektedir.

Sosyal Uyum Faaliyetlerinde Yerel Aktörlerin Önemi

Göç, hem göçmen hem de ev sahibi topluluklar açısından değişiklikler doğuran önemli bir toplumsal hareketliliktir. Bu hareketliliğin etkili bir yönetişim modeli ile olumlu etkiler doğuracağı bir gerçekliktir.

Geçmişten günümüze, gerek siyasi hareketlenmeler gerekse ekonomik sebeplerle birey ve toplumların daha iyi koşullara erişebilmek için gerçekleştirdiği bir toplumsal hareketlilik olarak göç; ülkeler, toplumlar ve kültürler üzerinde sosyal, ekonomik ve kültürel olarak etkin rol oynamaktadır. Göç edilen yerin yaşam koşulları, uygulamakta olduğu göç politikaları ve yerel halkın göç eden bireylere bakış açısı kişilerin yaşamında önemli etkilere sahip olmaktadır.

Göç ve Sosyal Uyum
Özellikle 2011 yılında gerçekleşmiş olan iç savaş ile birlikte yaşanan kitlesel göç hareketi ülkemizde 2019 verilerine bakıldığında yaklaşık 3,5 milyon sığınmacının var olduğunu göstermektedir. Gerçekleşen bu uluslararası göç hareketine bağlı olarak hem yerel halk hem mülteci toplulukları etkileyen önemli bir unsur ‘Sosyal Uyum’ dur. Bireyler belli bir kültürel yapı içerisinde doğup gelişmekte, ilgi ve idealleri bu yapıya göre şekillenmekte ve bu durum da kişilerin topluma uyum sürecini etkilemektedir. Yerel halk ve mülteci topluluklar arasındaki dil, kültür ve yaşam tarzının farklılığına bağlı olarak birtakım sorunlar oluşabilmektedir. Bu yönüyle göç, kişilerin yaşam biçimlerini başka bir yere taşımasını ve yeni yere uyum süreçlerini etkilemekte, yani sosyal değişimin önemli bir faktörü olarak ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte çatışmadan uyum içerisinde yaşamak ise iki toplumun hem huzuru hem kalkınması için bir gerekliliktir.

Uyumun Sosyal Hayattaki Yeri
Yerelde uyumun etkili bir şekilde gerçekleşmesinde ise hukuki olarak kişilerin haklara erişiminin sağlanması, ekonomik olarak bireylerin geçim kaynaklarına erişebiliyor olması ve son olarak sosyal süreçte ayrımcılık, ön yargı ve sömürüden uzak bir şekilde yerel halk ile karşılıklı bağ kurabilme süreci etkilidir. Özellikle sosyal sürece değinmek gerekirse kişilerin dini, ekonomik, siyasi ve kültürel özelliklerindeki benzerlikler ve farklılıklar uyum sürecinin hızlandırabildiği gibi zorlaştırabilmektedir de. Temelde ise kişilerin karşılıklı haklarını biliyor olması birbirleri ile sosyal temaslarına kapı açmaktadır.

Aktörlerin Sosyal Uyuma Katkısı
Bu noktada aktörler açısından değerlendirme yapmak gerekirse yerel halk için algı çalışmaları ve kişilerin gönüllü katılımını destekleyici faaliyetlerin düzenlenmesi oldukça önemlidir. Böylesi destekleyici çalışmalar yerel halkın ön yargılarından sıyrılması, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık üzerine düşünmesi noktasında kapı aralayacaktır. Sosyal uyumun asli iki tarafından biri de mültecilerdir. Dolayısıyla çoğunluğu Suriyeli olan mültecilerin sosyal, ekonomik ve kültürel çerçevede analizini iyi yapmak ve bu süreçte katılımcı bir bakış açısını benimsemek sorunların etkili bir şekilde çözümünde başlıca etmendir.

İki halkın yerelde çerçevesini belirleyen ve aktif bir şekilde politikalar üreten önemli bir aktör ise yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler hakim olduğu bilgi, tecrübe ve iletişim kanallarının fazlalığı ile iki topluluk arasındaki toplumsal etkileşimde önemli bir rol üstlenmektedir. Sivil toplum kuruluşları da yerel yönetimlere kapasite anlamında sunduğu katkılar ile sürecin toplumsallaşmasında ve demokratikleşmesinde etkin rol alan aktörlerdir.

Fakat diğer yandan toplum için toplumda liderlik özellikleri atfedilmiş ve genel anlamda saygı gören topluluklar olarak muhtarlar, okullar ve okul personelleri ve kanaat önderleri belirtilen kurumların yürüttüğü faaliyetlerin toplum nezdinde benimsenmesi, yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir kılınması açısından önem teşkil etmekte olan aktörler arasındadır. Sahaya doğrudan hakim kişiler olarak belirtilen aktörlerin fikir ve tecrübeleri gerek yerel yönetimlere gerekse STK’lara politika ve çözüm önerileri geliştirme noktasında kaynaklık etmektedir.
Daha geniş çapta ise siyasi partiler, özellikle gençlik ve kadın kollarının çalışmaları, genç ve kadın mültecilere ulaşmak ve onlar ile yapılabilecek faaliyetlerin oluşturulmasına katkı sağlamak noktasında etkili olabilecektir.

Son olarak yerel medyanın ise mülteci meselesine ilişkin olarak kullandığı dil, toplumsal algıyı doğrudan etkilemektedir. Buradan hareketle öncelikle yerelde ulaşılabilecek medya unsurları üzerinden oluşturulabilecek etki, uyum çalışmalarında önemli bir role sahiptir.

Uyum Karşılıklı Anlayış ve Farkındalık ile Mümkündür
Sonuç olarak göç, zorunlu ya da zorunlu olmadan geliştiğinde, kişilerin hayatlarında önemli değişiklikleri beraberinde getiren ve dolayısıyla toplumsal yaşamı değiştiren, geliştiren ve olgunlaştıran bir etkiye sahiptir. Bu etki içerisinde göç eden kişiler kadar göç edilen bölge halkı ve o bölgenin politik veyahut politik olmayan kurum ve kuruluşları hep birlikte uyum sürecinin temel taşlarıdır. Bu süreçte tümünün birbiri ile etkileşimi, birbirleri ile ilgili hak ve sorumlulukları üzerine farkındalık geliştirmeleri ve bu yönde politik bir bakış açısıyla bireysel ya da bir arada değerlendirmeler yapmaları toplumsal uyum için vazgeçilemez bir gerekliliktir.