KADIN REFAHI BİRİMİ
Mülteciler Derneği Kadın Refahı Birimi, yalnız kadınlar, yalnız ebeveynler, barınma ihtiyacı olanlar, insan ticaretine maruz kalmış veya kalma riski taşıyan kadınlar ile zorla fuhuşa yönlendirilen kadınlara ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağdurlarına destek sunmaktadır. Amacımız, haklarını bilen, bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü kadınların toplumda her yerde var olmasını sağlamaktır.
NELER YAPIYORUZ?
Kadın Refahı Birimi, özellikle risk altındaki ve şiddet mağduru kadınların güvenliği, hakları ve güçlenmesi için destek sunar. Başvuran veya yönlendirilen danışanlarla yapılan değerlendirmeler sonucunda vaka takibi başlatılır. Bu süreç, danışanın güvenliğini sağlamak, risklerini azaltmak ve ihtiyaçlarına uygun destek sunmak için planlama, yönlendirme ve takip adımlarını içerir. Birim çalışmaları ekolojik sistem ve güçlendirme yaklaşımı çerçevesinde yürütülür; kadınların kendi yaşamları üzerinde kontrol sahibi olmaları, toplumsal eşitsizliklerle başa çıkmaları ve temel hizmetlere erişimlerini kolaylaştırmak amaçlanır.
Danışanın genel durumunu değerlendirmek amacıyla hane ziyaretleri gerçekleştirilir. Ziyaretlerde, yaşam koşullarının uygunluğu ve güvenlik durumu analiz edilir. Gerekli durumlarda danışan, ilgili kurumlara yönlendirilir ve sürece eşlik edilir.
Kurumsal yönlendirme ve eşlik: Gerekli durumlarda danışan, ŞÖNİM, kolluk kuvvetleri, hastane veya ilgili kurumlara yönlendirilir ve süreç boyunca birim personeli eşlik eder.
Güvenli barınma: Danışanların güvenli barınma alanlarına yerleştirilmesi gerektiğinde araç ve tercüman desteği sağlanır ve süreç takip edilir.
Adım adım destek: Danışanın süreci tek başına yönetemeyeceği durumlarda (psikolojik sorunlar vb.) tüm aşamalarda adım adım destek verilir.
Darp raporu ve belgeler: Gerekli durumlarda hastaneye eşlik edilerek resmi işlemler tamamlanır.Kriz anı geçtikten sonra da saha ziyaretleri ve vaka takibi devam eder; amaç, danışanın güçlenmesini ve güvenliğinin sürdürülebilir olmasını sağlamaktır.
Kadın Refahı Birimi, danışanların temel ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla insani yardım sağlar. Bu kapsamda hem ayni (gıda, giysi, hijyen malzemesi vb.) hem de nakdi yardımlar sunulmaktadır.
Danışanın ihtiyaç ve risk durumuna göre, sürecin her aşamasında iç ve dış yönlendirme desteği sağlanır. Bu kapsamda danışan, gerekirse kurum içi birimlere, gerekirse kolluk kuvvetleri, ŞÖNİM, hastane, Göç İdaresi veya diğer resmi kurumlar gibi dış kurumlara yönlendirilir. Yönlendirme süreci, danışanın güvenliği ve haklarının korunması önceliğiyle planlanır, eşlik edilir ve takip edilir.
Kadınların hakları, güvenliği ve güçlenmesini desteklemek amacıyla birimimiz düzenli olarak eğitimler ve seminerler organize eder. Eğitimlerin tasarımında güçlendirme ve farkındalık kuramları temel alınır. Eğitim içerikleri şunları kapsamaktadır:
Şikayet Mekanizmaları: Hak ihlalleri ve şiddet durumlarında başvuru süreçleri
Güçlendirme Eğitimleri: Kadınların bağımsızlık ve özgüven kazanmasına yönelik çalışmalar
Kadınlar İçin Destek Mekanizmaları: Sosyal, hukuki ve psikolojik destek seçenekleri
Bedensel Mahremiyet Eğitimleri: Kendi bedenine yönelik farkındalık ve korunma yöntemleri
Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet (TCDŞ) Eğitimi: Şiddet türleri, haklar ve korunma yolları
Çocuk Yaşta Evlilik Riskleri: Farkındalık yaratma ve önleme çalışmaları
Bu eğitimler, danışanların bilinçlenmesini, haklarını korumasını ve güçlenmesini sağlamak için düzenli olarak yürütülmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye’de nafaka hakkı yalnızca resmî evlilik durumunda ortaya çıkar. Resmî nikâh olmayan birlikteliklerde boşanma ve eş nafakası talebi mümkün değildir.
Evlilik sona erdiğinde ekonomik olarak yoksulluğa düşmeyecek kişiler, düzenli geliri veya birikimi olanlar, mesleğini icra edenler, memurlar veya eşle benzer gelir düzeyinde olanlar da yoksulluk nafakası alamaz.
Ortak çocuk varsa, çocuğun bakım ve eğitim giderleri için velayeti olmayan ebeveyn iştirak nafakası ödemekle yükümlüdür. Nafaka, sadece çocuğun menfaatini korumak amacıyla hükmedilir.
Türkiye’de hamile olduğunuz için işten çıkarılmanız yasal değildir. Türk İş Kanunu ve ilgili mevzuatlar, kadın çalışanların hamilelik süresince, doğum öncesi ve sonrası izinleri boyunca iş güvencesini güvence altına alır. İşveren, hamile olduğunuz için sizi işten çıkaramaz, görev değişikliği yapamaz veya haklarınızı kısıtlayamaz; böyle bir durumda işe iade ve tazminat talebinde bulunabilirsiniz. Hamilelikten bağımsız olarak, deneme süresi içinde iş sözleşmesinin sona erdirilmesi veya işin tamamen kapanması gibi istisnalar söz konusu olabilir. Ayrıca hamile çalışanlar doğum öncesi ve sonrası izin, ücretsiz izin, süt izni ve çalışma koşullarında ek korumalar gibi haklara sahiptir.
Doğum yapan bir kadın doğumdan sonra hemen işe dönmek zorunda değildir. Türkiye’de kadın çalışanlara doğum öncesi ve sonrası toplam 16 hafta (çoğul gebeliklerde 18 hafta) süreli doğum izni hakkı tanınmıştır. Bu sürenin 8 haftası doğumdan önce, 8 haftası doğumdan sonra kullanılmak zorundadır. Doğum izni bitmeden kadın çalışanın işe dönme zorunluluğu yoktur. Ayrıca, çalışan isterse doğum sonrası ücretsiz izin veya yarı zamanlı çalışma hakkı gibi düzenlemelerden de yararlanabilir. İşveren, doğum izni süresince kadını işten çıkaramaz veya haklarını kısıtlayamaz.
Eşinden veya yakınlarından şiddet gören kadınlar için Türkiye’de devletin sağladığı destek mekanizmaları mevcuttur. Kadınlar için oluşturulmuş Sosyal Hizmetler ve Şiddet Önleme Merkezleri (ŞÖNİM) geçici barınma, psikolojik destek ve hukuki rehberlik sağlar. Fiziksel şiddet gören bir kadının ilk 72 saat içinde darp raporu almak için doktora başvurması oldukça önemlidir; bu rapor şikayet ve hukuki işlemlerde delil olarak kullanılır.
Barınma talebi ve şikayet için öncelikle polis, jandarma gibi kolluk kuvvetlerine başvurulmalıdır. Evden çıkmanın mümkün olmadığı veya acil durumlarda ise 112 Polis İmdat veya ALO 183 Kadın, Çocuk ve Sosyal Hizmet Hattı 7/24 aranarak destek alınabilir. Kolluk kuvvetlerine yapılan şikayetlerde, barınma talebinin mutlaka tutanağa ekletilmesi gerekir; aksi hâlde talep göz ardı edilebilir. Bu süreçte kadınların güvenliği ve haklarının korunması için barınma talebi, şikayet ve darp raporu işlemleri birlikte yürütülmelidir.
Kadın erkek fark etmeksizin, uluslararası koruma veya geçici koruma kapsamındaki yabancılar, 99 ile başlayan yabancı kimlik numarası üzerinden Türkiye’de şahıs veya sermaye şirketi kurabilir. Şirket kuruluşu için izlenmesi gereken prosedürler şu şekilde uygulanır:
Vergi Dairesi Başvurusu: İş yeri açmak için vergi dairesine dilekçe ile başvuru yapılır ve vergi levhası alınarak vergi açılışı gerçekleştirilir.
Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Kaydı: Esnaf ve sanatkarlar odasına başvurarak sicil kaydı yaptırılır ve ilgili oda kaydı tamamlanır.
Çalışma İzni Başvurusu: E-Devlet üzerinden çalışma izni başvurusu yapılır; bu izin, işletmede çalışabilmek için zorunludur.
Bağ-Kur Kaydı: Sosyal güvenlik kapsamında Bağ-Kur kaydı oluşturulur.
Belediye Ruhsatı ve Çalışma İzni: İş yeri için belediyeye çalışma izni ve ruhsat başvurusu yapılır. Belediye tarafından yapılacak inceleme sonrasında ruhsat alınabilir.
Bu adımlar tamamlandığında geçici veya uluslararası koruma kapsamındaki yabancılar, Türkiye’de yasal olarak kendi işlerini kurabilir ve faaliyet gösterebilir.
Türkiye’de birden fazla evlilik yapmak yasaktır. Türk Medeni Kanunu uyarınca, aynı anda birden fazla evlilik geçerli kabul edilmez ve resmî olarak sadece tek evlilik yapılabilir.
Türkiye’de resmî evlilik zorunludur. Türk Medeni Kanunu uyarınca, evlilik birliğinin hukuken geçerli olabilmesi için yetkili evlendirme memuru önünde resmi nikâh yapılması gerekir. Resmî evlilik, eşlerin hak ve sorumluluklarını güvence altına alan temel şarttır.
İş Kanunun 5. Maddesinde yer alan Eşit Davranma İlkesine göre iş ilişkilerinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep vb sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren biyoloik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça bir işçiye iş sözleşmesinin yapılmasında , şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde cinsiyet veya gebelik sebebiyle farklı işlem yapamaz. Eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması ( emzirme izni, doğum izni vb), daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. Kanun önünde kadın ve erkek eşit haklara sahiptir.