DİLARA AKAY

Çocuk Gelişimci

Biruni Üniversitesi, Çocuk Gelişim bölümünden mezun olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Akay, birçok STK’da aktif olarak gönüllülük yapmakta olup mülteci ve dezavantajlı çocuklarla çalışmaktadır.

Çocuklarda Dijital Becerilerin Gelişimi ve Çocuk Odaklı Güvenli İnternet

İnternet, telefon, tablet vb. teknolojik aletlerin kullanımı çocuğun yaş ve gelişim özelliklerine göre farklılık göstermektedir. Günümüzdeki birçok teknolojik alet karmaşık beceriler gerektirmez aksine oldukça basit becerilerle dahi kullanımları sağlanabilmektedir. Örneğin dokunmatik ekrana sahip bir cihaz aşağıdan yukarı biçimdeki kaydırma hareketiyle kullanıma açılabilmekte ve diğer basit hareketlerle kullanımı gerçekleştirilebilmektedir (Holloway, Green ve Brady, 2013).

Bebeklik döneminde (0-3 yaş) örneğin bir yaşın altındaki çocuklar dokunmatik ekran üzerinde kaydırma hareketleriyle sağlanan haz ile motor hareketleri tekrarlayabilir. Bu dönemde çocuk karşılaştığı uyaranlarla; algılama, görme, işitme vb. fonksiyonlarını geliştirmektedir. Sosyalleşmenin ilk adımları bu dönemde atılır, duyu ve motor becerileriyle dış dünyayı kavramaya çalışan çocuk için bu dönemde gelişim oldukça kritiktir. Bir yaşın ardından çocukların amaçsız tekrarlı hareketleri yerini amaçlı eylemlere bırakmaktadır. Sembolik oyun dönemi olarak adlandırılan bu dönemde çocukların oyun etkinlikleri kurallara uyabilecek şekilde değişmektedir (Nicolopoulou, 2004).

Buna bağlı olarak kurallı biçimde oyun oynama amaçlı motor hareketler ilk olarak sembolik oyun döneminde gerçekleştirilebilmektedir. 0-3 yaş aralığında bulunan çocukların ekranla doğrudan uzun süreli etkileşimi fizyolojik, ruhsal, dil ve motor gelişimine zarar verebilmektedir. Örneğin 2 yaş civarındaki bir çocuğun sesleri duyma ve tekrar etmeye bağlı olan dil gelişimi, video içeriklerinde bulunan karmaşık ve yapay seslerin beyin merkezinde algılanması ve işlenmesinde birtakım engeller oluşturabileceğinden çocuğun ekranla olan etkileşimine oldukça dikkat edilmelidir. Bununla beraber görmeye ilişkin problemleri tetiklediği de bilinmektedir. 0-3 yaş döneminde çocuğun ekranla etkileşim halinde olması tavsiye edilmemektedir.

Erken çocukluk dönemi (3-6 yaş) insanın yaşamı boyunca en hızlı gelişim gösterdiği dönemdir (Turhan; Kılıçgün, 2012). Hareket ve becerilerin artması, algı ve iletişim kapasitesindeki hızlı ilerleyiş, beyin merkezinin öğrenmeye ve uyaranlar açıklığı gibi nedenler bu dönemin insan gelişimi ve eğitimi açısından önemli bir yer tutmasını sağlamakta (Barett, 2014) ve bu dönemde gelişimin desteklenmesi çocuğun gelişiminin bütününe etki etmektedir (Luby, vd., 2012). Öte yandan erken çocukluk döneminde yürüme, koşma ve yeme gibi özgül motor becerilerin kazanılmasıyla ebeveynlerinden ayrışmanın yavaş yavaş gerçekleştiği, dış çevreyle daha fazla etkileşim ve uyaran kazanılan bir dönem olduğu da bilinmektedir (Bertan vd., 2009).

Çocukların dış dünyayla etkileşim sağladıkları araçlardan biri de teknolojik 
cihazlardır. Ebeveyn destekli oyunlar ve videolar hafızanın gelişiminde kritik bölgeleri daha çok çalıştırarak beyin yapısının gelişiminde güçlü bir belirleyici olmaktadır. Dolayısıyla bu dönemde çocuğun yaş ve gelişim özelliklerine uygun biçimde verilen uyaranlar zekâ gelişimlerine olumlu yönde etki edebilmektedir (Wickelgren, 1999). Çocuklar okul öncesi dönemde interneti kendi başlarına keşfetmek istemektedir. Bu süreci bireysel gerçekleştirmek istemeleri çocukların birtakım risklere daha fazla maruz kalmalarına olanak sağlayabilmektedir. Dolayısıyla ebeveyn kontrolü oldukça önemlidir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise ekran etkileşimin yoğun olmaması ve çocuğun gelişimine olumsuz etki edecek uygulama ve benzeri tüm içeriklerin ayrımı yapılarak çocuğa uygun gereçlerin sunulmasıdır. Örneğin el-göz koordinasyon becerisine katkı sağlayan uygulamalar kullanılabilir, yaş ve gelişim düzeyine uygun masallar, hikâyeler dinlenebilir, çizgi film gibi kısa süreli videolar izlenebilir.

Ergenlik öncesi 6-11 yaş döneminde çocuk, öğrenme arzusu ve akademik becerileri edinme konusunda hiçbir dönemde olmadığı kadar hazır ve isteklidir. Girişimcilik (sosyal ve çevresel) eylemleri; görev paylaşımı, kurallara uyma ve disiplin içinde davranabilme becerilerinde büyük bir artış meydana gelmektedir. Çocuğun bir önceki dönemdeki oedipal enerjisi artık öğrenme ve harekete geçme üzerine temayül etmektedir. Bu yönelimle beraber akranlar arası rekabet artmakta ve yetişkin odaklı taklit etmeyle şekillenen davranışlar, akrana doğru bir akış izlemektedir.

Çocuk, müthiş açlık duyduğu merak ve enerjisini sosyal çevrenin tanınması ve sosyal ilişkilerde başarılı olmada kullanmaktadır. Buna ek olarak kişinin yaşamı boyunca çalışmaya karşı geliştirdiği tutumların şekillendiği ve beslendiği gerekçesiyle bu dönemin ayrı bir önem arz ettiği bilinmektedir (Arslan, 2008; Arı, Üre ve Yılmaz, 1998). Dolayısıyla dijital oyunların başarı elde etmede; oyunun temel kuralları, işleyişini çözme gereksinimi, kademe atlama, güç ve birtakım haklar elde edebilme, ödüller, çok oyunculu oyunlarda rekabet ve başarı arzusu gibi açılardan çocuğun gelişim dönemi ihtiyaçlarını karşılamada katkı sağlayacağı düşünülebilmektedir (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2017).

Bu dönemde oyun çocukların yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle çocuğun gelişim özelliklerine uygun, ihtiyaçlarına duyarlı, kötü mesaj ve metinlerden uzak oyunlar; çok yönlü, çevrimiçi katılım sağlayan fonksiyonel özellikleri ile dönemin gelişim özellikleri üzerinde olumlu etki oluşturmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ekran kullanımının süresi ve etkileşimde olunan içeriktir. Bu haliyle fayda sağlayabilir ve olumlu etkiler görülebilmektedir.

Ergenlik Döneminde 12-18 kimlik ifadesinin öne çıkma sebepleri ikincil cinsiyet özelliklerinin kazanılması, gelişen bilişsel beceriler ve geleceğe dair verilen -meslek gibi- kararların alınmasıdır. Bahsedilen bütün bu ifadelerin oluşumunda toplumun beklentisi ve normlar önemli ölçüde etkilidir. Günümüzde bireyin geliştirdiği kimlik ve kendilik ifadesini ortaya koymada ve şekillendirmede ise çevrimiçi sosyal platformlar öne çıkmakta ve katkı sağlamaktadır. Bununla beraber kendini ifade etmede çekingenlik duyan bireyler için internet ya da sosyal medya bir fırsat niteliğindedir. Özellikle içerik üretimi, benzer fikir ve görüşlere sahip insanlar ya da gruplarla etkileşim, sosyal çevre ağının internet aracılığıyla genişletilmesi, politik ve toplumsal konularda kendi görüşlerinin ifadeleri, farklı görüş ve söylemleri tanıma gibi olanaklar açısından ele alındığı olumlu etkiler sunmaktadır (Arslan, 2008). Bu dönemde çevrimiçi güvenlik konusunda gençler ebeveynlerine kıyasla daha çok bilgi sahibidirler. Dolayısıyla ebeveyn kontrolü ve desteği şaşırtıcı olmayan biçimde azalma göstermektedir.

Çocuk Odaklı Güvenli İnternet
Her ne kadar günümüzde internet çocuklara yönelik zararlı içerikler barındırsa da internetin beraberinde getirdiği birtakım faydalar mevcuttur. Özellikle pandemi gibi belli kısıtlamalar barındıran süreçlerde çocukların gelişimini desteklemede katkı sağlayabilmektedir. Kişinin eğitime erişimindeki açıklar bu sayede azaltılabilmektedir. İnternet kullanımda aşırılık veyahut hiç kullanılmaması olumsuz etkiler yaratırken, ılımlı seviyede kullanım ise olumlu etkiler yaratmaktadır. “Unicef 2017 Dünya Çocuklarının Durumu” raporuna göre aile ve çevresiyle güçlü ilişkileri olan çocukların interneti ilişkilerini güçlendirmek için kullandıkları, evde birtakım zorlu ortamları olan çocukların ise dijital deneyimleri olumsuz yöne doğru daha çok eğrilmektedir. 

İnternet, çocukların akranlarıyla sürekli temas kurmalarını sağlayarak sosyal iletişim kurma ve devam ettirmelerine olanak tanımaktadır. Bununla beraber çocukların serbest zamanlarını değerlendirmelerinde; oyunlar, videolar ve sosyal medya platformları yeni düzeni oluşturmaktadır. Bu yeni düzende ise özellikle ebeveynlerin ve eğitmenlerin genel manada çocukların aşırı ekran maruziyetleri ve dijital teknolojileri kullanımında birtakım endişelerinin olduğu görülmüştür. Unutulmamalıdır ki sosyal yaşamlarında güçlükler yaşayan çocuklar gündelik hayatta elde edemedikleri sosyal desteğe kimi zaman sanal ortamlarda ulaşabilmektedirler. Fakat sıkça karşılaşılan tehditler ve yoğun etkileşiminin zararları mevcuttur.

Bu sebeple yalnızca çocukların ekran başında geçirdikleri süreye odaklanmaktan ziyade sanal ortamların güvenirliliği, içerikleri, kullanımda odaklandıkları platformlar ve sebeplerine dikkat edilmelidir. Sonuç olarak faydalı/zararlı kullanımdaki ayrımın yapılırken çocuğun yaşı, gelişim özellikleri, aile ortamı, sosyal çevresi, kullanım alışkanlıkları ve diğer faktörler gözetilerek yapılmalıdır. Yapılacak politika ve çalışmalar bu kıstaslar çerçevesinde şekillenmeli ve çocukları internet kullanıma yönlendirmenin bağımlılığı arttırabileceği gerçeği de unutulmamalıdır (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2017).

Öneriler:
Çocukların internet kullanımlarında ailelerin yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve bu hususa ilişkin rehberlik edici erişebilir bilgiye ulaşamadıkları görülmüştür. İlk etapta uzmanlar tarafından aileleri bilinçlendirici çalışmaların yapılarak mevcut birtakım olumsuzluklardan çocukların korunması sağlanmalıdır. Diğer bir yandan ise dijital oyunlar ve internetin olumlu etkilerinden daha fazla yararlanılabilmesi adına ailelerin bilinçli teknoloji ve internet kullanımının (dijital okuryazarlık) arttırılması gerekmektedir. Bununla beraber aile içi iletişimin güçlendirilmesine yönelik yapılacak destekleyici çalışmalar hem internet bağımlılığı azaltmada hem de çocuğun sanal ortamlarda karşılaşabileceği olası mağduriyetlerden korunmasında önemli bir rol oynayacaktır (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2017).

  • Yaş gruplarına uygun çocuklara yönelik dijital tehlikelere farkındalık eğitimleri verilmesi.
  • Bilişim suçlarıyla mücadelede kanun kapsamında birtakım yasal düzenleme ve mevzuatların oluşturulması.
  • Kamu spotları, kısa filmler, yazılı ve görsel materyaller hazırlanması.
  • Çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen oyun tasarımlarının arttırılması ve desteklenmesi.
  • İlgili kurum ve kuruluşlar tarafından çocuğun gelişimine etki edecek içeriklerin denetlenmesi, caydırıcı hukuki yaptırımların uygulanması.
  • Faydalı ve bilinçli kullanıma yönelik alanda bulunan akademik/bilimsel boşlukların doldurulması ve bu çalışmaların desteklenmesi.
  • Bilinçli kullanım ve dijital tehlikelerle mücadeleye ilişkin kurum ve kuruluşlar oluşturulması, mevcut kurumların yaygınlaştırılması.
  • Dijital platformlar üzerinden pedofili ile mücadelede uluslararası ve ulusal çalışmaların koordineli yürütülmesi.
  • Dijital istismar kapsamında bilinçlendirici faaliyetler ve hukuksal düzenleme.
  • Dijital platformların tümünde kaliteli içeriklere ulaşımda uygun maliyet ve fırsat eşitliği.
  • Çocuklara yönelik uygun içerik üretiminde çocukların teşvik edilmesi.
  • Bağlantı olanakları ve dijital içeriklere hayatın her alanında kısıtlama olmadan erişim sağlanması.
  • Devlet destekli güvenli internet ortamı ve çocuk içeriklerinin oluşturulması.
  • Devlet denetimli kurum ve kuruluşların yalnızca çocuklara hitap eden uygulamalar geliştirmesi.


Çocukların Ekran Etkileşiminde Çatışmalar Nasıl Önlenebilir?

Pandemiyle beraber değişen yaşam düzenlerimiz ekranla olan etkileşimimizi arttırdı. Ekranla yoğun etkileşim çocuk ve ebeveyn arasında kimi zaman çatışmalara neden olabiliyor. Peki, ekran etkileşimini daha sağlıklı hale nasıl getirebiliriz?

Ebeveyn ve Çocuk Etkileşimi Ekran Bağımlılığını Etkiler
Ergenlik dönemine kadar çocuğun modelleme davranışının odağı çoğunlukla ebeveynler üzerindedir. Gün boyu uzun saatler ekranla etkileşime sahip olan ebeveynlerin, çocuğun ekran etkileşimini azaltma çabaları yetersiz gelebilir. Çocuk bu çabayı yeterince anlamlandıramayacak ve haliyle bu durum çatışmalara sebebiyet verebilecektir. Örneğin TV izlediğinizde beraber açmak ve beraber kapatmak sürenin kontrolü için yalnızca çocuğa değil size de yardımcı olabilir. Aile içinde beraber vakit geçirebileceğiniz puzzlelar, legolar, ilgi alanınıza yönelik maketler, kutu oyunları, sözel ve bedensel aktiviteli oyunlar hem gün içinde beraber geçirdiğiniz süreyi arttırabilir hem de kaliteli vakit geçirmenize yardımcı olarak ekran etkileşiminizi azaltabilir.

Aile İçi Kurallar
Genel kurallar koymak ve tehdit etmeden uzlaşma yoluyla kurallara birlikte karar vermek olası çatışmaları önleyebilir. Kullanım süresi, erişilen içerikler ve sakıncalı bilgilerin paylaşılmaması gerektiği üzere kurallar koyabilirsiniz. Örneğin, “yaşımı, adresimi ve telefon numaramı tanımadığım insanlarla paylaşmıyorum.” kuralını oluşturduktan sonra muhakkak anlayabileceği düzeyde açıklamalar yapın: “çünkü bunlar benim özel bilgilerim. Tanımadığım insanlara söylememeliyim” gibi… 5 yaş itibariyle çocukların kurallara uyma eğilimi gösterdiğini ve her çocuğun becerilerinin farklı geliştiğini de unutmamamızda fayda var.

Doğru Yolla Hatırlatmak Çatışmaları Önleyebilir
Tablet, telefon gibi cihazları bırakma saati yaklaştığında bunu hatırlatan ufak mesajlar verebilirsiniz. Örneğin küçük çocuklar için “tik tak, saatine bak, bırakma saati geldi” gibi söyleyeceğiniz şarkılar bırakma saatinin yaklaştığını hatırlatacak bu sayede bırakacağı zaman için onun hazırlık yapmasını sağlayacaktır. Kimi zaman yanına giderek izlediği video ya da oyunla ilgili sorular sorabilir ve sohbet edebilirsiniz. İlgili olduğunuzu görmek onu mutlu edecektir. Örneğin “videonun sonunu çok merak ediyorum. Sence neler olacak?” gibi sorular sorarak onun duyduğu merakı paylaşabilir ve anlamaya çalışarak, onunla olduğunuzu hissettirebilirsiniz. Ek olarak “yarın ekran saatinde kalan kısmı izlerken ben de sana eşlik edebilir miyim?” gibi tekliflerde bulunarak hem ilgi duyduğunuzu gösterebilir hem de zararlı içerikleri tespit edebilirsiniz.

Oyunun Yaşamındaki Yeri Çok Kıymetli
Bir çocuk için hayatta oyun kadar değerli nadir şeyler bulunur. Çocuk gelişiminin önemli bir parçası olan oyundan mahrum büyüyen çocuk eksik hissedecektir. Ancak dijitalleşen dünyada oyunlar da dijitalleştiğinden çocuklar bu ihtiyaçlarını online ortamlarda giderebiliyor ve haliyle ekran etkileşimi de artıyor. Aile içinde hem oyun ihtiyacını giderebileceği hem de ebeveynleriyle etkileşim kurabileceği etkinlikler oluşturarak onun gelişimine olumlu yönde katkı sağlayabilirsiniz.

Bununla beraber çocuk için akranla oynanan oyunun besleyiciliğinin önemli olduğu bilinmektedir. Ancak pandemi sebebiyle akranlardan uzak kalınmakta ve sosyalleşme becerileri sekteye uğramaktadır. Çocukların ekran sürelerinde akranlarıyla sosyal iletişim kurabilecekleri çevrimiçi görüşmeler düzenleyebilir, grupla oynanan oyunlarda oyunun işleyişi çözme gereksinimi, kademe atlama, birtakım haklar elde edebilme, ödüller ve başarı arzularını destekleyici online oyunlar oynamalarını sağlayabilirsiniz.
Bağımlılık boyutunda olan ekran etkileşimi sizi çatışmalara itiyorsa profesyonel destek almanızda fayda olduğunu unutmayın.

REFERANSLAR

  • Arslan, E. (2008). Erikson’un Psikososyal Gelişim Dönemleri Ölçeğinin Türkçe’ye Uyarlama, Güvenirlik ve Geçerlik Çalışması. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (19), 53-60.
  • Barrett, P.M., Cooper, M., & Teoh, A.B. (2014). When Time Is Of The Essence: A Rationale For Earlier Early İntervention. Journal of Psychological Abnormalities in Chidren, 3(4), 133-140
  • Bertan, M., Haznedaroğlu, D., Yurdakök, K., & Güçiz, B. D. (2009). Ülkemizde Erken Çocukluk Gelişimine İlişkin Yapılan Çalışmaların Derlenmesi (2000-2007). Cocuk Sagligi ve Hastaliklari Dergisi, 52(1).
  • Holloway, D. J., Green, L. R., & Brady, D. J. (2013). 0-8: Young Children’s Internet Use
  • Luby, J. L., Barch, D. M., Belden, A., Gaffrey, M. S., Tillman, R., Babb, C., & Botteron, K. N. (2012). Maternal Support In Early Childhood Predicts Larger Hippocampal Volumes At School Age. Proceedings of the National Academy of Sciences, 109(8), 2854-2859.
  • Nicolopoulou, A. (2004). Oyun, Bilişsel Gelişim ve Toplumsal Dünya: Piaget, Vygotsky ve Sonrası. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 37(2), 137-169.
  • Turhan, B., & Özbay, Y. Erken Çocukluk Eğitimi ve Nöroplastisite Early Childhood Education and Neuroplasticity. Sahibi/Owner, 58.
  • T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. (2017). Dijital oyunlar için çocuk ve aile rehberliği çalıştayı: Sonuç raporu. (Yayın No. 09). Erişim Adresi: https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/2496/dijital-oyunlar-icin-cocuk-ve-aile-rehberligi-calistayi-raporu.pdf
  • UNICEF. (2017). Dünya çocuklarının durumu 2017: Dijital bir dünyada çocuklar. Erişim Adresi: http://www.unicef.org.tr/files/bilgimerkezi/doc/SOWC_2017_SUM_TR.pdf
  • Wickelgren, I. (1999). Neuropsychology: Nurture Helps Mold Able Minds. Science, 283(5409), 1832–1834. doi:10.1126/science.283.5409.1832