Mülteciler Derneği
Mülteciler Derneği Zemin
Mülteciler Derneği Zemin Gölge
Mülteciler Derneği Zemin Gölge
Arapça
Almanca
İngilizce
Facebook
Twitter
instagram
Google Plus
Youtube
 

Suriyeli SığınmacılarSuriyeli Sığınmacılar
2011 yılından bu yana devam eden Suriye savaşında resmi olmayan rakamlara göre 510.000 kişi hayatını kaybetmiş ve 14 milyona yakın Suriyeli ülke dışına göç etmek durumda kalmıştır. Ülke dışına göç eden Suriyeli nüfusun %70’ini kadınlar ve 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturmaktadır. Ülkelerinden ayrılmak zorunda kalarak başka ülkelere sığınmış ve güvenlik, beslenme, barınma, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılama arayışına girmiş olan bu göçmenlerin büyük çoğunluğu zorlu koşullar altında yaşamlarını sürdürmektedir.

Türkiye, Suriye’ye komşu ülkeler arasında en fazla Suriyeli ağırlayan ülkedir. Türkiye’de resmi rakamlara göre 9 Mart 2017 tarihi itibarıyla 2.957.454’i Suriyeli olmak üzere toplam 3.551.078 mülteci barınmaktadır. Resmi olmayan rakamlara göre ise Türkiye’deki mültecilerin gerçek sayısının 4 milyonu aştığı söylenmektedir. Başta sınır vilayetleri olmak üzere Türkiye’nin pek çok ilinde sığınmacı bulunmaktadır. Türkiye şu anda, yaklaşık altı yıldan bu yana 10 şehirde kurulan 26 geçici barınma merkezinde 256.971 Suriyeli yabancıya ev sahipliği yapmaktadır. Bunun dışında, geçici barınma merkezleri dışındaki 2.521.907 Suriyeli yabancıya sağlık, eğitim ve gıda yardımı sağlanmaktadır. Türkiye’deki Suriyelilerin çoğu Suriye-Türkiye sınırına yakın olan bölgelerden gelmektedir. Bu bölgeler aynı zamanda yoğun çatışmaların olduğu bölgelerdir. Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacıların yüzde 10 u Türkiye’deki 10 kentte bulunan 26 geçici barınma merkezine yerleştirilmiştir ve yüzde 90 ı geçici barınma merkezlerinin bulunduğu 10 kent de dâhil olmak üzere çeşitli kentlerde geçici barınma merkezleri dışına yerleşmiştir. Bu 10 kent, ülkemizin güney ve güneydoğusundadır ve Suriye-Türkiye sınırına yakındır.

Savaşın devam eden etkilerinin başında barınma ve beslenme olanaklarının kötüleşmesi, ulaşım ve iletişimde bozulma, sosyo-ekonomik koşullarda kötüleşme, artan hastalık ortamları, tıbbi bakım koşullarının kötüleşmesi ve halk sağlığı müdahalelerinin olanaksızlaşması gelmektedir. Bu sebeple hizmetlerin sunumu sosyal boyut ele alınarak gerçekleştirilmeli ve temel gereksinimlerin karşılanması, sığınmacıların uyumunu sağlama, bekleme sürecinin mümkün olduğu ölçüde iyi bir şekilde atlatılması ve kişinin stresten uzak gündelik yaşamını sürdürmesi gibi unsurlara odaklanılmalıdır.

Temel gereksinimlerin sağlanması için aşağıdaki hizmetler vazgeçilmezdir. Sağlıklı barınma koşullarının sağlanması, hijyene yönelik malzemeler, ev gereksinimleri, ısınma araç gereçleri öncelikli gereksinimler arasındadır.

Beslenme eksikliği hem çocuklarda hem erişkinlerde yaygındır. Erişkinlerde bu sorunun çözümüne yönelik yerel yönetim tarafından çözüm yolları geliştirilmelidir. Bebeklerde mama kullanımı, erişimde sıkıntılar olmasına rağmen yaygındır, anne sütünün önemi ve ek gıdalara geçiş doğum yapan tüm kadınlara anlatılmalıdır. Gereksinimi olanlara sağlıklı ve güvenilir mamalar ücretsiz olarak sağlanmalıdır.

Suriyeliler, yerleşik halk açısından bakıldığında beklenmedik yabancılardır. Yerleşiklerin ortak alanda yaşama ve sosyal ortamı paylaşma konusunda dil ve kültür farklılığı sebebiyle zorlandığı ve sığınmacı sayısının beklenenin çok üstünde olması sebebiyle kaynakları paylaşırken gerilen ve sığınmacılık koşullarında temel yaşam ihtiyaçlarına (barınma, beslenme, temiz su ve sağlık) ulaşmakta ciddi sorunlar yaşayan bu insanlar dar mekanlarda kalabalık nüfuslar halinde yaşamak zorunda kalmışlardır. Birçok Suriyeli geçirdiği travmalara bağlı olarak psikolojik problemler yaşamakta, yeterli ve sağlıklı beslenememekte, temizlik maddelerine ulaşma sıkıntısı çekmekte, düşük ücretlerle çalıştırılmakta, dil engeli ve kültürleri sebebiyle toplumla uyumsuzluk sorunu yaşamaktadır.

Yaşadıkları topraklardan ayrılmaya zorlanıp Türkiye’ye sığınmış Suriyeli göçmenler için, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce, halen yürürlükte olan Yabancılar Yasası kapsamında bir yönetmelik hazırlanmıştır. Bu yönetmeliğe göre Suriyeli sığınmacılar Türkiye’de “Geçici Koruma Altındaki Yabancılar” statüsü ile “misafir” olarak bulunacaklardır. Fakat, Suriye’deki sürecin uzamış ve sığınmacıların geri dönüş tarihi belirsizleşmiştir. Bu sebeple hükümet tarafından yerel yaşam kültürüne uyum sağlanmasına yönelik adımlar atılmıştır.

2005 yılında çıkarılan AB Konseyi Kabul Koşulları Yönergesi ile sığınmacılara verilecek sistematik, bütüncül ve kapsayıcı hizmetlere şöyle bir kapsam belirlenmiştir;

  • Kabul ve konaklama merkezleri kurularak sığınmacılar ve yetkili makamlar arasında uygun bir koordinasyonun sağlanması
  • Sığınma prosedürlerinin hayata geçirilmesi
  • Kimlik belgelerinin sağlanması
  • Hukuki yardım desteği verilmesi
  • Sağlık, bakım, eğitim gibi temel hizmetlerin sunulması
  • “Hassas durumdaki kişiler” ve “özel ihtiyaçları bulunan gruplar”ın ihtiyaçlarına cevap verecek tedbirlerin alınması (Refakatsiz küçükler, yaşlılar, yanlarında küçük çocuklar bulunan bekar ebeveynler, hamile kadınlar, özürlüler, işkence, tecavüz diğer ciddi psikolojik, fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalmış kişiler)

Kısacası Suriyeliler, “Geçici Koruma Altındaki Yabancılar”dır ve bu tanım üzerinden bir takım haklara sahiptirler. Bu haklar kapsamında sosyal yardımlardan faydalanabilmeleri için İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne başvurarak kayıt yaptırmaları gerekmektedir. Kayıt sırasında gerek kamplarda barınan, gerekse ülke geline dağılarak kendi yaşam koşullarını kendileri sağlamaya çalışan göçmenlere özel kimlik numaralı bir kart verilmektedir. Bu kart ile sığınmacıların statüleri belgelendirilmekte ve sığınmacılara Türk vatandaşlarının sahip olduğu bazı olanaklardan faydalanma hakkı tanınmaktadır. Resmi biçimde geçici koruma statüsü elde eden göçmenler bu sayede özellikle eğitim, sağlık ve çalışma izni alanlarında Türk vatandaşları gibi eğitimlerine devam edebilecek, Türkiye’deki hastanelerden faydalanabilecek ve işyerlerinde çalışabilecektirler.

 
 
 
gölge