Mülteciler Derneği
 

حقوق اللاجئين و الوصول إلى الحقوقMülteci Hakları ve Haklara Erişim
Sağlık Hakkı

  • Uluslararası koruma başvurusu veya statüsü sahibi ve vatansız olarak tanınan kişiler Türkiye’de genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu kişiler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerine tabidir.
  • Genel sağlık sigortasından faydalanacak kişilerden primlerini ödeyemeyecek du-rumda olanların primleri, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün bütçesindeki ödenekten sağlanır.
  • Hastanelerde tedavi alan hastaların rehin tutulması veya rehin kalması kesin olarak yasaklanmıştır. Hiçbir sağlık güvencesi olmayan ya da tedavi giderlerini ödemekte güçlük çeken kişiler, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na yardım başvurusunda bulunabilirler.
  • Acil bir sağlık hizmeti almanız gerektiğinde, hastanelerin acil servislerinden ücretsiz giriş yapabilirsiniz.
  • Trafik kazası durumunda üniversitelere bağlı hastaneler, bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarına başvuran kazazedelerin sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır.
  • Birinci basamak sağlık hizmetleri için bulunduğunuz semtteki aile hekimliğinden yararlanabilirsiniz.

1. Basamak Sağlık Hizmetleri – Aile Hekimliği
Aile Hekimliği sisteminde, Aile Hekimi hastaların ilk başvuracakları doktordur. Ken-disine kayıtlı olan bireyler ile bütün sağlık sistemi arasında aracılık yapar ve tedavi sürecini yönlendirir. Hastalardan, acil durumlar dışında, öncelikle aile hekimlerine başvurmaları beklenmektedir. Bulunduğunuz semtteki Aile Sağlık Merkezleri (ASM) ve Toplum Sağlık Merkezle-ri’ndeki (TSM) aile hekimlerinden birinci basamak sağlık hizmeti almak için yarar¬lanabilirsiniz. Aile hekiminiz mahallenizdeki ASM’lerde bulunmaktadır.

Yasal Düzenlemeler
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre;

Yardım ve Hizmetlere Erişim
Madde 89 (3)
a) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerden; herhangi bir sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayanlar, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerine tabidir. Genel sağlık sigortasından faydalanacak kişilerin prim¬lerinin ödenmesi için Genel Müdürlük* bütçesine ödenek konulur. Primleri Genel Müdürlük tarafından ödenenlerden ödeme güçlerine göre primin tamamı veya belli bir oranı talep edilir.
b) Sağlık güvencesi veya ödeme gücünün bulunduğu veya başvurunun sadece tıbbi tedavi görmek amacıyla yapıldığı sonradan anlaşılanlar, genel sağlık sigortalılıklarının sona erdirilmesi için en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilir ve yapılan tedavi ve ilaç masrafları ilgililerden geri alınır.

*Genel Müdürlük: Göç İdaresi Genel Müdürlüğü
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (Sayı: 5510 / Tarih: 31.5.2006) Genel Sağlık Sigortalı Sayılanlar:

Madde 60
İkametgâhı Türkiye’de olan kişilerden; Uluslararası koruma başvurusu veya statüsü sahibi ve vatansız olarak tanınan kişiler genel sağlık sigortalısı sayılır. Hastanelerde Taburcu İşlemleri Sağlık Bakanlığı’nın Yataklı Tedavi Kurumlarında İşletme Yönetmeliği Değişikliği Genelgesi (Sayı: 9608 / Tarih: 16.05.2005) Yataklı tedavi kurumlarında muayene ve tedavi görerek hastane ile ilişiği kesilen hastaların döner sermaye ile ilişiğinin kesilememesi halinde hasta veya yakının fatura muhteviyatı hakkında bilgilendirilerek taburcu işleminin yapılması esası getirilmiştir. Hastaların rehin tutulması veya rehin kalması kesin olarak yasaklanmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın Hasta Kabul ve Taburcu İşlemleri Genelgesi (2006/75 sayılı) Özel ve kamuya ait sağlık kurumlarında tedavi faturalarının ödenmemesi gerekçe gösterilerek, hastaların taburcu edilmesinden veya taburcu sürecinin uzatılmasından veyahut buna benzer yanlış yorumlamalara yol açabilecek her türlü işlemden kesinlikle kaçınılarak, kamu hastanelerinden zorunlu sebeplerle özel hastaneye sevk edilen ve tedavi giderlerini ödemede güçlük çeken hastalar ile kamu hastanelerinde tedavi olan ancak tedavi giderlerini ödemede güçlük çeken vatandaşlara İl/İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından gerekli desteğin sağlanmasına özen gösterilmesi gerekmektedir.

Trafik Kazası Sonucunda Alınan Sağlık Hizmetlerinin Bedelleri Karayolları Trafik Kanunu (Sayı: 2918 / Tarih: 13.10.1983) Madde 98 – Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.

Hastanelerin Acil Servisleri Başbakanlık’ın Acil Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Genelgesi (2008/13 sayılı)
1- Acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü bulunan sağlık kuruluşları, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabul edecek ve gerekli tıbbi müdahaleyi kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapacaktır. Hiçbir sağlık kuruluşu acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınmayacaktır.
7- Acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl karşılanacağı sorgulanmayacaktır. Hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemler acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacaktır.
10- Bu Genelge hükümlerine uymayanlar hakkında gerekli adli ve idari işlemler yetkililer tarafından ivedilikle yapılacaktır. Sağlık Bakanlığı’nın Taburcu İşlemleri Genelgesi (2004/47 sayılı) Hastanelerin acil servislerine başvuran hastaların sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın konunun tıbbi etik ve insani yönü göz önüne alınarak, gerekli tıbbi müdahalelerinin hemen yapılması, acil hastalarla ilgili idari ve mali işlemlerin tıbbi işlemleri geciktirmesine kesinlikle mahal verilmemesi sağlanmalıdır. Diğer yandan, sosyal güvencesi olmayan hasta ve hasta yakınlarının mağduriyetinin önlenmesi ve sağlık kurumlarının tahsil edilemeyen hastane giderlerinin takibi açısından;

* Sosyal güvencesi olmayan hastaların hastanelere ilk müracaatında adres bilgilerinin tam ve güvenli olarak temin edilmesi,
* Taburcu esnasında, hizmet bedeli olarak düzenlenen fatura hakkında hasta ve/ veya hasta sahibinin bilgilendirilmesi,
* Taburcu işlemlerinin geciktirilmeden yapılması,
* Ödeme yapılmaması halinde, tahsilat işlem ve takiplerinin tedavi ve taburcu işlemlerinden tamamen bağımsız olarak, genel hükümler doğrultusunda ve ödenmeyen fatura üzerinden yapılması gerekmektedir. Ayrıca herhangi bir senet veya taahhütname alınması yoluna gidilmemesi uygundur.

Özel Hastanelerde Fakir ve Muhtaç Hastaların Tedavisi Özel Hastaneler Yönetmeliği (Sayı: 24708 / Tarih: 27.03.2002) Fakir ve muhtaç hastaların tedavisi

Madde 56 – Özel hastanelerde, en az bir yatak olmak kaydıyla, yatakların % 3’ü fakir ve muhtaç hastaların tedavisi için ayırılır ve bu sayı ruhsatlarında gösterilir. Ücretsiz tedavi için ayrılan bu yataklarda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Başkanlığınca öngörülen kriterlere uygun fakir ve muhtaç kişilerden, hastanenin bulunduğu yerdeki en büyük mülki amir veya müdürlük tarafından sevk edilen hastalar ile acil olarak müracaat eden ve başka bir kuruma nakli tıbben mümkün olmayan fakir ve muhtaç hastaların tedavileri ücretsiz olarak yapılır.

Eğitim Hakkı
Türkiye’de eğitim sistemi üçe ayrılır:
İlköğretim: Dört yıllık birinci kademe ve dört yıllık ikinci kademe olarak ikiye ayrılmaktadır. Türkiye’de mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. İlköğretim çağı; çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter. Ortaöğretim: İlköğretimden sonra dört yıllık genel, mesleki ve teknik öğretimdir. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir. Yükseköğretim: Ortaöğretiminden sonra bir konuda uzmanlaşmayı amaçlayan yüksekokul veya üniversite öğretimidir. Türkiye’de iltica / sığınma başvurusu sahiplerinin ve sığınmacıların eğitim görmeleri vatandaşlara uygulanan genel hükümlere tabidir.

Bunun sonucunda;
* 06-13 yaş arasındaki her çocuğun statüsüne bakılmaksızın eğitim ve öğretim görmesi ve okullara devam etmesi zorunludur.
* Orta öğretim kurumlarında eğitimlerine devam etmek isteyen kişiler, ülkelerinden aldıkları diplomaları yanlarında ise diploma denkliği yaptırarak Türkiye’de eğitim ve öğretimlerine devam edebilirler. Diplomaları yanlarında olmayan kişilerin beyanına bakılır ve seviye tespit sınavına tabi tutularak diploma denklikleri belirlenir.
* Yükseköğretim kurumlarında eğitimlerine devam etmek isteyen kişiler, diploma denkliklerini yaptırdıktan sonra gitmek istedikleri üniversiteye veya yüksekokula başvurarak, başvurdukları üniversite veya yüksekokulun düzenleyeceği sınavdaki başarısına göre üniversitelere kabul edilebilir.
* Son yapılan düzenlemelere göre ÖSYM tarafından merkezi olarak uygulanan Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) yapılmayacak, üniversiteler yabancı uyruklu öğrenci kabul kriterlerini kendileri belirleyecekler ve kendi bünyelerinde sınav düzenleyeceklerdir. Bu sebeple, başvurmak istediğiniz üniversitenin internet sitesinde başvuru için gerekli belgeler hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz.

Yasal Düzenlemeler
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu
Yardım ve Hizmetlere Erişim
Madde 89 – (1)Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişi ve aile üyeleri, ilköğretim ve ortaöğretim hizmetlerinden faydalanır.

Milli Eğitim Temel Kanunu (Sayı: 1739 / Tarih: 14.06.1973) Türk Milli Eğitimi¬nin Temel İlkeleri Madde 4 – Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. İlköğretim ve Eğitim Kanunu (Sayı:222 / Tarih: 05.01.1961) Madde 2 – İlköğretim, ilköğrenim kurumlarında verilir; öğrenim çağında bulunan kız ve erkek çocuklar için mecburi, Devlet okullarında parasızdır.

Madde 3 – Mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter.

Milli Eğitim Bakanlığı Yabancı Uyruklu Öğrenciler Genelgesi (Sayı: 6544 / Tarih: 16.08.2010) Komisyon 1- İl millî eğitim müdürlükleri bünyesinde eğitim-öğretimden sorumlu müdür yardımcısı/şube müdürünün başkanlığında yabancı uyruklu öğrencilerle ilgili iş ve işlemleri yürütmek üzere bir komisyon oluşturulacaktır. Komisyon; Vatansız, sığınmacı/mülteci ve sığınma/iltica başvuru sahibi durumundaki yabancı uyruklulardan öğrenim belgesi bulunmayanların, okul ve sınıf seviyelerini beyanlarına dayalı olarak mülakat, gerektiğinde yazılı veya sözlü sınav yoluyla ülkelerinde öğrenim gördükleri sınıf seviyesi üzerinden denkliğini belirleyerek ilgili okul/kurumlara yönlendirecektir. Vatansız, sığınmacı/mülteci ve sığınma/iltica başvuru sahibi durumundaki yabancı uyrukluların kayıt-kabullerinde veli veya vasilerine verilen en az altı ay süreli ikamet izinlerinin bulunması şartı aranacaktır.

Çalışma Hakkı
* Türkiye’de yabancıların çalışma izni alabilmesi için hukuki bir engel olmamasına rağmen çalışma izni almak uzun prosedürlerin yerine getirilmesini gerekli kılar ve zaman alır.
* Başvurulan iş için, dört haftalık süre içerisinde o işi yapacak aynı niteliğe sahip kişi bulunmamalıdır. Türkiye’de çalışmak isteyen sığınmacıların geçerli ikamet iznine sahip olması gerekmektedir. Uluslararası koruma başvuru sahibi kimlik belgesi ikamet izni yerine geçer.
* Çalışma izninin alınması için işverenin başvuru yapması gerekmektedir. Yabancıların çalışma izni başvurularının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın internet sitesinden (www.csgb.gov.tr) elektronik olarak yapılması ve gerekli belgelerin asıllarının şahsen veya posta ile Bakanlığa ulaştırılması gerekmektedir. Daha ayrıntılı bilgi almak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın internet sitesine bakabilirsiniz: www.csgb.gov.tr
* Başvuru sahibi veya şartlı mülteci, uluslararası koruma başvurusu tarihinden altı ay sonra çalışma izni almak için başvurabilir.
* Mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibi, statü almasından itibaren bağımlı veya bağımsız olarak çalışabilir. Mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibi kişiye verilecek kimlik belgesi, çalışma izni yerine de geçer. Yabancıların çalışamayacağı iş ve mesleklere ilişkin diğer mevzuatta yer alan hükümler saklıdır.

Yasal Düzenlemeler
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu

Madde 89
İş piyasasına erişimle ilgili olarak;
a) Başvuru sahibi veya şartlı mülteci, uluslararası koruma başvurusu tarihinden altı ay sonra çalışma izni almak için başvurabilir.
b) Mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibi, statü almasından itibaren bağımlı veya bağımsız olarak çalışabilir. Yabancıların çalışamayacağı iş ve mesleklere ilişkin diğer mevzuatta yer alan hükümler saklıdır. Mülteci veya ikincil koruma statüsü sahibi kişiye verilecek kimlik belgesi, çalışma izni yerine de geçer ve bu durum kimlik belgesine yazılır.
c) Mülteci ve ikincil koruma statüsü sahibinin iş piyasasına erişimi, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler ile istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik şartların gerekli kıldığı hâllerde, belirli bir süre için, tarım, sanayi veya hizmet sektörleri, belirli bir meslek, iş kolu veya mülki ve coğrafi alan itibarıyla sınırlandırılabilir. Ancak, Türkiye’de üç yıl ikamet eden veya Türk vatandaşıyla evli olan ya da Türk vatandaşı çocuğu olan mülteci ve ikincil koruma statüsü sahipleri için bu sınırlamalar uygulanmaz.
ç) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerin çalışmasına ilişkin Mülteci usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenir.

Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kimlik Belgesi
MADDE 76 – (1) Mülakatı tamamlanan başvuru sahibine ve varsa birlikte geldiği aile üyelerine, uluslararası koruma talebinde bulunduğunu belirten ve yabancı kimlik numarasını içeren altı ay süreli Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kimlik Belgesi düzenlenir. Başvurusu sonuçlandırılamayanların kimlik belgeleri altı aylık sürelerle uzatılır.
(2) 72 nci ve 79 uncu maddeler kapsamında olanlar ile bunların aile üyelerine kimlik belgesi verilmez.
(3) Kimlik belgesinin şekli ve içeriği Genel Müdürlükçe belirlenir.
(4) Kimlik belgesi, hiçbir harca tabi olmayıp ikamet izni yerine geçer.

Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun (Sayı: 4817 / Tarih:27.02.2003) İzin Alma Yükümlülüğü ve İzin Verme Yetkisi

Madde 4 – Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, yabancıların Türkiye’de bağımlı veya bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerekir.

İzin İsteminin Reddi Madde 14 – Çalışma izni veya çalışma izninin uzatılması istemi;
* a) İş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler ve istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişikliklerinin çalışma izni verilmesine elverişli olmaması,
* b) Başvurulan iş için ülke içinde, dört haftalık süre içerisinde o işi yapacak aynı niteliğe sahip kişinin bulunması,
* c) Yabancının geçerli bir ikamet tezkeresinin bulunmaması,
* d) Bir işyeri, işletme veya meslek için izin talebi reddedilen yabancının aynı işyeri, işletme veya aynı meslek için izin talebinin reddedildiği tarihten itibaren bir yıl geçmeden yeniden izin talebinde bulunması,
* e) Yabancının çalışmasının milli güvenlik, kamu düzeni, genel asayiş, kamu yararı, genel ahlak ve genel sağlık için tehdit oluşturması, hallerinde reddedilir.
* 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’un 21. maddesi gere¬ğince izinsiz yabancı çalıştıran işverenlere ve yabancılara 2014 yılında uygulanacak idari para cezaları:

Çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştıran işverenlere her bir yabancı için : 7.612TL
Çalışma izni olmaksızın bağımlı çalışan yabancıya : 759 TL
Çalışma izni olmaksızın bağımsız çalışan yabancıya : 3.043TL
Yukarıda sayılan fiillerin tekrarı halinde idari para cezaları iki kat artırılarak uygulanmaktadır.

Evlenme
* Sığınmacı ve mülteciler, evlenme ve boşanmada bulundukları ülkenin hukukuna tabidir. Bu nedenle evlenme yaşı, evlenme ehliyeti ve evlenme şartları gibi konularda Türk Hukuku’nun yasalarına uymak zorundadırlar.
* Türk Hukuku’na göre; evlenmek için 18 yaşını doldurmuş olmanız gerekmektedir.
* Sığınmacı ve mültecilerin, evlenebilmeleri için uyruğu bulundukları ülke makamlarından evlenme ehliyet belgesi getirmeleri istenebilmektedir.
* Bu kişilerin, evlenme manilerinin bulunup bulunmadığı, Türkiye’de nüfus kaydı tutuluyorsa Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden verilecek evlenme ehliyet belgesi ile henüz nüfus kaydı tutulmamış ise emniyet makamlarınca tutulan dosyalardaki bilgilere göre tespit edilebilmektedir.
* Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin oturduğu yerdeki Belediye’nin Evlendirme Memurluğu’na birlikte yazılı veya sözlü olarak başvurmalıdır.

Evlenme Dosyalarında Bulunacak Belgeler
* Evlenme Ehliyet Belgesi: Yetkili makamlarca kişinin adı, soyadı, doğum tarihi, doğum yeri ve medeni durumu (evlenmesine engel halinin bulunup bulunmadığını) ve anne-babasının adı ve soyadını belirten şekilde düzenlenmiş ve usulüne göre tasdik edilmiş evlenme ehliyet belgesi gerekmektedir. (İlgili belge çok dilli ise tasdiksiz, apostilli ise tercüman ve noter tasdikli, vatandaşı olduğu ülke makamlarından alınmış ise Türk Konsolosluğu’nun tercüme ve tasdiki ile sığınmacının İstanbul’da bulunan Konsolosluğu’ndan alınmış ise Valilik tasdikli, İstanbul’da Konsolosluğu yok ise Ankara’da bulunan Büyükelçiliği’nden alınmışsa Dışişleri Bakanlığı tarafından tasdikli şekilde olmalıdır)
* Doğum Belgesi: Evlenme Ehliyet Belgesi’nde anne-baba adı, yok ise“ anne-baba adını gösterir geçerli bir belge aranır.
* Varsa pasaportun aslı ve Türkçe Tercümesi
* Aile hekimliğinden alınmış sağlık raporu
* 5 Adet vesikalık fotoğraf

Evlenme dosyalarının geçerlilik süresi, evlenme ehliyet belgesinin düzenleme tarihinden itibaren altı aydır. Bu süre içinde evlenme akdi yapılmadığı takdirde dosya iptal edilir. Nikâh günü talep ederken evrakların (altı ay) geçerlilik süresinin dolmamış olmasına dikkat ediniz.

Yasal Düzenlemeler Evlendirme Yönetmeliği (Sayı : 85/9747 / Tarih: 10.7.1985) Vatansızların ve Vatandaşlık Durumu Muntazam Olmayanların Evlenmesi
Madde 13 – Vatansız veya mültecilerle, vatandaşlık durumu muntazam olmayan yabancıların müracaatları evlendirme memurları tarafından kabul edilir. Bunların evlenme manilerinin bulunup bulunmadığı, Türkiye’de nüfus kaydı tutuluyorsa Genel Müdürlükten* verilecek evlenme ehliyet belgesi ile henüz nüfus kaydı tesis edilmemiş ise emniyet makamlarınca tutulan dosyalardaki bilgilere göre bu makamlarca verilecek belge ile tespit edilir. * İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü

Evlenme Ehliyeti ve Şartları
Madde 14 – On sekiz yaşını doldurmuş, mahkemece vesayet altına alınmamış olan erkek ve kadın başka bir kimsenin rızası veya iznine bağlı olmaksızın evlenir.

Boşanma
* Boşanma davalarına bakmakla görevli olan mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Boşanmak için eşlerden birinin ikamet yerindeki ya da eşlerin davadan önce altı aydan beri beraber yaşadıkları yerdeki Aile Mahkemesi’ne giderek boşanma davası açılmalıdır. Eğer şehirde Aile Mahkemesi yok ise Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açılmalıdır.
* Boşanma davası açmak için iyi hazırlanmış ve taleplerinizin iyi belirtildiği bir dilekçe ile
mahkemeye başvurmanız gerekir. Bu durumda avukat tutmanız gereke¬bilir. Boşanma davalarında avukat hizmetini karşılayamayacak durumda iseniz ve uygun şartları sağlıyorsanız adli yardıma başvurabilirsiniz.
* Eğer Türkçe bilmiyorsanız avukata vereceğiniz vekâletnamenin çevirisinde yeminli tercüman masrafı çıkmaktadır. Tercüman masrafları adli yardım kapsamında değildir. Bu nedenle yaklaşık 250-400 TL civarında yeminli tercüman masrafı yapmanız gerekebilir.
* Çocuklu çiftlerin boşanma davalarında, eşler çocukların velayetini talep edebilirler. Hâkim çocuğun yüksek yararını düşünerek velayetin kimde kalacağına karar verir.
* Anlaşmalı Boşanma: Anlaşmalı boşanmak isteyen çiftler evlilik birliğini sona erdirmek için her konuda mutabık olarak birlikte boşanma protokolü hazırlamalıdırlar.

Anlaşmalı boşanma istemiyle dava açılabilmesi için tarafların evlilikleri en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Anlaşmalı boşanma davası tarafların duruşma gününde mahkeme huzurunda hazır bulunması ve beyanlarıyla taleplerini dile getirmeleri şarttır. Hâkim, çocuğun velayetinin söz konusu olduğu durumlarda tarafların ve çocuğun menfaatini göz önüne alarak protokol üzerinde gerekli gördüğü hususları değiştirebilir. Bu değişikliklerin taraflarca kabulü halinde boşanma kararı alınır. Anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına kıyasla daha kısa sürede sonuçlanır. Kararın mahkemece yazılarak taraflara tebliğ edilmesi ile birlikte 15 günlük temyiz süreci başlayacaktır. Eğer davanın başında taraflar temyiz hakkından vazgeçerse kararın kesinleşme süreci hızlanmaktadır.

* Çekişmeli Boşanma: Eşler arasında boşanmanın kendisi ve koşulları konusunda anlaşmazlık olduğu durumlarda gerçekleşir. Boşanma davasının sonuçlanması daha uzun sürer.
* Taraflardan birinin yurtdışında ikamet ettiği çekişmeli boşanma davalarında mahkeme, milletlerarası belge talebinde bulunabilir. Bu durumda kurumlar arası resmi yazışmalar devreye girdiğinden dava süreci uzun sürebilmektedir.
* Tarafların pasaport ve menşe ülkelerine ait kimlik belgelerinin bulunmadığı durumlarda dava sürecinde hâkimin inisiyatifi belirleyici olmaktadır. Bazı davalarda kişilerin kayıtlı oldukları şehirlerdeki İl Emniyet Müdürlüğü’nden alınan bilgiler yeterli görülebilirken bazı davalarda ise kişilerin menşe ülkesinden belge talep edilmektedir. Bu durumlarda dava süreci milletlerarası yazışmalar sebebiyle daha uzun sürebilmektedir.

Yasal Düzenlemeler Türk Medeni Kanunu (Sayı:4721 / Tarih: 22.11.2001) Evlilik Birliğinin Sarsılması

Madde 166 – Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korun¬maya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (Sayı: 5718 / Tarih:27.11.2007) Boşanma ve Ayrılık
Madde 14 (1) Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları halinde müşterek mutad mesken hukuku, bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanır. (2) Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır. Bu hüküm ayrılık ve evlenmenin butlanı halinde de geçerlidir. (3) Boşanmada velayet ve velayete ilişkin sorunlar da birinci fıkra hükmüne tabidir. (4) Geçici tedbir taleplerine Türk hukuku uygulanır.

Türk Vatandaşlığı
Türkiye’de sığınmacı ve sığınma başvuru sahiplerinin vatandaşlık başvurusu kabul edilmez ve yazılı olarak kişiye bildirilir.

Yasal Düzenlemeler Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (Sayı: 27544 /Tarih: 06.04.2010)
Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılmasında müracaat makamlarınca başvurunun işleme alınması ve uygulanacak esaslar: Madde 16 – Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılmasında müracaat makamı yerleşim yerinin bulunduğu valiliklerdir. Yasal ikamet izni olmaksızın veya yasal olmakla birlikte Türkiye’de yerleşme niyetini göstermeyen; sığınma veya iltica başvuru sahibi, sığınmacı, öğrenim, turistik, öğrenim gören çocuğuna refakat, tedavi gibi amaçlarla ikamete bağlandığı anlaşılan, kişilerin başvurusu kabul edilmez ve bu husus yazılı olarak ilgilisine bildirilir.